15 Nisan 2013 Pazartesi

Belki bir gün ..

 


    Bendeki bu oyuncu olma ya da ünlü olma isteği ben daha yirmi günlük bebekken Cüneyt Arkın' nın beni kucağına alıp sevmesinden kaynaklı olabilir diye düşünüyorum.Yani kendimi bildim bileli bu istek hep var bende.Küçükken kardeşimle dans figürleri uydururduk.Nerden aklımıza geldi bilmiyorum ama o zamanlar Hülya Avşar ın programı vardı ve biz orada çıkmayı ümit ediyorduk.
-Hoop eller havaya sağa sola şimdi döönnn
'Yoeekk yeaa ben iyi değilim dansta ama Rapunzel iyi.O zaman bu dansçı olsun bende dizilerde oynayayım büyüyünce.Evet evet biz önce Hülya Avşar ın programına çıkalım da' böyle salak salak düşünüyorum.Asmalı konağın dizi müziğinde bile dans etmişliğimiz vardır.Hülya nın programına çıkmadık ama umudumu da yitirmedim. Konservatuar a gitmeliydim.Bu da olmadı ailem yüzünden.Zamanla da içimdeki bu aşk sönmeye başladı.
   Bir sevgilim vardı.Çalıştığım yer de müdür.Alooo müdür diyorum yani.Üstelik çalışan yirmi yedi  kızın içinden ben seçilmişim boru mu ? Kendimi pikachu gibi hissediyorum. Sigortamın aksamaması da cabasıydı.Neyse biz bununla böyle aşk böcüğü falanız.Her gün yan yanayız ve birbirimize mektup yazıyoruz.Tam anlamıyla o kadar mesudum ki sormayın.Öyle romantiğiz ki.Hatta bir gün sabah bu bana dedi ki sana bir sürprizim var.Tabi çok merak ettim söyle diye direttim ama o yok akşam görürsün dedi.Ben de düşünüyorum acaba ne ki ? Yüzük mü aldı acaba ? Çok önemli ki akşamı bekle dedi.Kesin yüzük abi.
Arkadaşlarıma bile söyledim. Havamdan geçilmedi o gün.Akşam oldu hemen gittim dedim ne hadi söyle meraktan ölcem.Bu da elini cebine attı.Allah ım evet kesin yüzük evet evet.
Ama avucunu bi açtı anaam o ne lan.Çekirdek!Kayısı çekirdeği.
-bu ne ya
-çekirdek
-onu farkettim niye bana veriyorsun yediğin kayısının çekirdeğini?
-ama aşkım baksana kalbe benziyor
-daha çok göte benziyor.

Ama cidden kalbe değil göte benziyordu.Sakladım bende bunu uzun bir süre romantiğiz ya sonra kayboldu gitti.
Sonra bir gün akşam iş çıkışı bu beni kapıya kadar yolcu edecek.Karşımızda da bir giyim mağazası var.Bu birden
-Elzem bak bak şuraya bak şu adamı görüyor musun ?
-Hani kim görmüyorum
-Bak şu bıyıklı
-Yok yea görmüyorum hani
-Sen bakıncaya kadar mağazaya girdi elzem
-Eee kim ki o
-Yılmaz Erdoğan ın dayısı
-Dayısı mı hade lan kimi yiyorsun sen?
-Valla kızım o.Ve tanışıyoruz biz.Eski çalıştığım yerde ofisimiz yanyanaydı
-Yılmaz Erdoğan ın dayısı mı varmış?
-Neyse bak şimdi bekleyelim mağazadan çıkınca seni tanıştırayım oyuncu olursun lan belki
-Gerçekten mi? yiyor musun lan sen beni ?

Oturduk bank a bekliyoruz gözlerimiz mağazanın kapısında.Bende nasıl acıktım ama

-Ya ben acıktım bana şurdan simit alsana
-Ne simidi elzem otur işte
-Ya acıktım al hadi
-Saçmalama
-Niye ya saçma mı
-Kızım bak şimdi Yılmaz Erdoğan ın dayısı çıkar seni simit yerken görür falan
-Eee görsün ne var yani ayıp mı
-Saçmalama kızım ben ibo sevgilisine simit yediriyo dedirtmem
-Höhh yani sanki adamın çok umrundasın

Biz rahat kırk dakika falan öyle bekledik.Sonra ben gittim simit almaya geldiğimde adam bir adamla konuşuyordu.Beni de tanıştırmadı.Gerçi bilmiyorum belki de adam Yılmaz Erdoğan ın dayısı da değildi.

Daha sonra Mehmet Ali Erbil'le elli sarışın yarışması başladı.Dedim bende katılayım hem ben orjinal sarışınım ve orjinal aptal.Netten başvuru yaptım.Ama hiç çağırırlar diye aklımın ucundan bile geçmedi.Hatta ertesi gün unuttum bile.Bir ay sonra falan sanırım bir numara aradı görüşmeye çağırdılar.Tamam dedim gelirim.Ama üç gün önce de saçımı siyaha boyatmıştım :) İyiki de boyatmışım :)

1 yorum:

Gülcenin Zaman Tüneli dedi ki...

kayısı çekirdeği bölümünde koptu ya,anlatımın beni sardı =)

16 Nisan 2013 08:17

Yorum Gönder