30 Nisan 2013 Salı

Çocukluk



     Çocukluğumu anlatasım geldi.Çok eziktim lan ben.Ha bide dindar bir yanım vardı.Nedeni ailemin ultra dindar oluşu ve her yaz tatilinde kuran kursuna gitmem olabilir sanırım.Kursta öğrendiğim ve sevdiğim bir ilahi vardı.Sevdim seniii mabudumaaaa..Neyse konumuz ilahi değil.Daha Tanrı kavramını anlamayacak yaştayken gece yattığımda tavana bakıp tavandaki çizgileri Tanrı ya benzetmeye çalışırdım.Sonraları anladım ki Tanrı yı asla göremeyecektim.Gece yattığımda okuduğum duaların haddi hesabı yoktu.Başıma birşey gelse Allah ım şu iş şöyle olsun beş tane Yasin okuyyyycaaam diye dualarım da vardı ve okumuşluğumda.Bir gün orta okula gidiyorum.Öğle tatilinden iki arkadaşımla beraber okula dönüyoruz.Okulun bahçesine girdik.Bişey oldu gözümü tutuyorum.Ama hissetmiyorum acı falan.Meğer karşı taraftan bir çocuk yumurta büyüklüğünde bir taşı birine atarken benim gözüme gelmiş.Sonra tabi o acıyı hissettim gözüm morarmış.Okul çıkışı eve gittim.Annemle babam çalıştığı için evde kimse yok ve ben bu gözümü onların görmesini istemiyorum.Ne yapıcam ne yapıcam?Makyaj malzemeleri denen şeyde yok o zamanlar bende.Çantamdan aldım suluboyayı sarı ve beyazı karıştırıp sürdüm gözüme.Oldu mu ? Tabi olmadı.Evdekiler farketti haliyle.Bu sefer şunu düşünüyorum yarın okula gittiğimde arkadaşlar kesin alay edecekler benimle.Allah ım nolur etmesinler yani etsinler ama içlerinden desinler diye dua ediyorum.Beş tane de Yasin okudum.Niye beş onu da bilmiyorum.Ertesi gün okula gittim.Kahkülümle yok yok ne kadar saçım varsa önüme yapıştırıp gözümü kamufle ettim. Sınıfta ki şişko arkadaşım ' mor göz ' diyerekten beni rencide etti.Sağolsun en yakın arkadaşım da bunu öğretmene söyledi.Öğretmen de sınıfta çocuğu  azarladı.'Senin de gözün böyle olsa iyi mi olur göster kızım gözünü' dedi.Bütün sınıf kamufle ettiğim gözümü gördü daha bi rencide oldum.
   Şimdi başlarken Tanrı yla başlayıp bu konuyla bitirmem tuhaf oldu.Çünkü sadece bu yüzden Tanrı ya küsmüş değilim.Aklıma geldi anlattım.
   En yakın iki kız arkadaşımın sevgililileri vardı.Her öğle arası bu kızlara dondurma alırlardı.Bana alan yok.Bir de bana acırlarmış gibi ayyy elzem in dondurması yok birer kere yalatalım diyerek benimle dalgamı geçerlerdi yoksa severlermiydi anlamazdım.
  'Götüme kadar gelen saçlarım için 'Niye saçını hep tepeden topluyorsun elzem?Yandan topla birgün bigünde ör.Kendine bakmıyorsun o yüzden sevgilin yok' derlerdi.Lan on yaşındayız arkadaş ne kendine bakması röfle mi yapayım saçımı?Annem banyodan çıkınca saçımı tepeden sıkıca toplardı.İki gün o saç bozulmazdı.
   Millet beden eğitimi dersin de koşar atlar zıplar takla atar voleybol oynar ben roman gibi matematik kitabı okurdum.Bizim kızlar da çıktıkları çocuklara mektup yazarlardı.
  Hehey şimdi ise o kızlar evlendi anneanneme döndüler ve benim saçım röfleli şuan.
  Bir de annelerimiz sağolsun teyzeoğluyla hep rekabet içindeydik.İlkokul birinci sınıfta okumayı ilk önce ben söküp kurdelayı ben takmıştım.Teyzem bunu akşam bir döv bir döv ertesi gün çocuk okumaya başladı.
  Hep takdir belgesi alan ben orta okulun bilmem kaçıncı sınıfında teşekkür alasım tutmuş.Evdekiler öldürcek yani beni.Sınıftan takdir alan bir kız da 'belgemi isteyen varmı ben eve götürmicemm çünkü hepsi beşş' demesiyle kızın belgesini kaptım hemen.Daksille ismini silip kendi ismimi yazacağım ama daksil yok ki.Bir arkadaşım ' benim ablamın fondötenini alalım onunla silelim' dedi. Biz de çıkışta önce onların evine uğradık belgeye fondöteni sürdük.Oldu mu?Olmadı.Eve gittim.Evdekiler sırf bu güne kadar takdir almayan teyze oğlu bu sefer takdir aldı ve ben niye alamadım diye nasıl kızmışlardı.
  İlk önce cep telefonu da o almıştı.Bunu duyduğumda günlerce 'benim niye yok bana niye almıyorsunuz' diye odamda ağlamıştım.
  'Bir kere bakabilir miyim?'
  'Bak'
  'Elleme bırak bozarsın şimdi' diyerek annemin elimden çocuğun telefonunu çekip alması da koymuştu bana.
  Sonra bana da almışlardı 3310.
  İlk önce bilgisayar alan da o olmuştu.
 'Gelin size bilgisayarımı göstereyim oyun oynayam'
 'tamam'
  Hemen üç sandalye çekip bilgisayarın başına otururduk.Emre ortaya oturur klavyeyi hatta monitörü bile bizden sakınırdı.Bize Sago nun şarkılarını dinletip oyun oynar bize oynatmazdı.Biz kardeşimle sap gibi ezik ezik ona bakardık
 Ama hep çocuk kalsaydık keşke ya.Neyse diğer çocukluk anılarımı bir başka post ta yazarım.Bu saçma şeyle idare edin.Öptüm bir kaçınızı...

7 yorum:

Bengu K. dedi ki...

on dakika arayla çocukluk yazısı yazmışız, eneemm :) ellerine sağlık!
tavandaki çizgileri (ben Allah dede diyordum o zamanlar) Allah'a benzetme konusunda tek olmadığımı öğrenmeme sevindim ne yalan söyleyeyim :) çocukken hiç ben çok süper akıllıydım, havalıydım diyen birine rastlamadım, rastlasam ağzını burnunu kırarım zaten, bir sürü ezik anım var benim de.. en eziklerinden biri de üşüdüğüm içün külotlu çorabın üzerine giydiğim soket çoraba yasak denip de okul bahçesinde çıkarttırılması (yere falan basıyorum öyle çoraplı ayakla ezik ezik!) ve sabah sağlam olan külotlu çorabın, muhtemelen o saniye ezikliğimi perçinlemek için delinmiş olması!

30 Nisan 2013 14:30
Elzem dedi ki...

Teşekkür ederim :) Ben de kendimi tek sanıyordum Allah ı benzetme konusunda.Ohh demek eziklik konusunda yalnız değilmişim :P Anektoduna güldüm:)

30 Nisan 2013 14:47
3gen dedi ki...

Çocuklar her zaman biraz acımasız olmuştur. Bu niye böyle bi türlü çözemedim.
Çocukken hepimiz eziktik. Örneğin ben. :D Öyle eziktim ki bana yapılan haksızlıklara bile sesimi çıkarmazdım.
Yine de keşke çocuk kalabilseydim diyorum. :)

30 Nisan 2013 17:24
Elzem dedi ki...

Keşke :)

30 Nisan 2013 17:29
Helene dedi ki...

Oldu mu?olmadi. :))
Nr kadar icten dogal ve tatli bi yazi olmus, gulumsetti beni . Bir de kendi anilarimi hatirladim. Cocuklar boyledir, dalga gecmeyi ve kotu olmayi severler. Ve hep bir kurban secilir. Ve bazen biz oluruz o.
Yazi cok icten, eline saglik.
Sevgiler sana. :)

1 Mayıs 2013 01:28
Elzem dedi ki...

Bazen düşündükçe çocukluğumu acıyorum kendime:)Teşekkür ederim :*

1 Mayıs 2013 01:34
Yeliz İnceoğlu dedi ki...

Benim de çocukluğum hep kötü anılarla dolu. Hatta lise bile. Yalnız değilsiniz. Bi çocuk da ilk okuldayken ağzıma o sim kutusu vardı ya iş eğitimi derslerinde kullanırdık, onu boşaltmıştı. Neler yaşadık neler. Ama hatırlamak istemiyorum. :)

6 Mayıs 2013 10:57

Yorum Gönder